"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat/56)."
Aslında, dünya hayatımızın öz ve özetini bu ayeti kerime izah etmektedir.
Tevhid bilinciyle yaşayıp, İslam’i ilkelerle hayatlarını güzelleştiren muvvahidlere selam olsun.
Adanmışlık ruhu; yüz yirmi dört bin peygamber’in, Asfiya’nın, Evliya’nın, Hükema’nın, Arifan’nın ayak izleridir.
Adanmışlık ruhu; kendisi için değil, başkalarının mutluluğu ve huzuru için yaşama bilincini kuşanmaktır.
Zaten bütün peygamberler ve onların kutlu davalarının takipçisi olanların yaptıkları çalışmalar; sarf ettikleri gayretler, vermiş oldukları emeğin, başkalarına yaptıkları iyiliğin karşılığını insanlardan değil, sadece yüce ALLAH’TAN beklemeleri değil miydi?
Evet, adanmışlık ruhu; Mus’ab bin Umeyr gibi servet ve şöhretten, Habbab bin Eret gibi serden, Süheyl-i Rumi gibi vatandan ve yardan; Bilal-i Habeşi gibi candan; Ebu Hureyre gibi dünyalıktan vaz geçebilmenin adından başka nedir ki?
Adanmışlık ruhu, bedelsiz, zahmetsiz bir dava, meşakkatsiz bir yol asla değildir!
Adanmışlık ruhu; tohumu toprağa serpip hasadını ihtiyacı olanlara bağışlamanın, insanı öldürmek değil yaşatma cehdiyle çırpınmanın, kalıbına sığmadan elindeki imkânları en iyi şekilde kullanarak, mutluluğu başkalarının mutluluğunda aramanın adı ve adresidir.
Güneş gibi olmaktır, adanmışlık ruhu, Mevlana’nın deyimiyle. Adanmışlık ruhu sayesindedir ki, asırların ötesinden süre gelen, meltem rüzgarları gibi yüzleri okşayan ve ruhları doyuran o manevi iklimlerde sevda çiçeklerinin boy atması!..
Karakışa ve zemheriye inat, dondurucu ayazda ve yüzleri sert esintileriyle, buz kalıbına döndüren karı yırtarcasına; kardelenler gibi boy atmaktır adanmışlık ruhu.
Oksijen gibi solunumları temizlemektir, güneş gibi ısıtmak ve aydınlatmaktır, gece gibi ayıp ve kusurları örtebilmektir, su gibi aziz olup gittiği her yeri temizlemektir, toprakta tohum, hasatta kazanç olmaktır, aç olsa da başkalarını kendi nefsine tercih etmektir, adanmışlık ruhu.
Mekke’nin sıcağında çekilen çile ve zorluklardan, Medine’nin serinliğinde kurulan asr-ı saadetten haberdar okul kemale etmektir adanmışlık ruhu.
İbrahim’in (a.s) duasına, Musa’nın (a.s) asasına, Yusuf’un rüyasına, Meryem anamızın İsa’sına(a.s); canı ve malı pahasına meftun olup ve bu kutlu kervanın yol yürüyüşünde, ölüme meydan okurcasına, her gelen tehlike oklarına sinesini siper edebilmektir adanmışlı ruhu!..
Evet, adanmışlık ruhu; yar için canını, ideali için tüm varını, gözünü kırpmadan verebilmenin adıdır.
Adanmışlık ruhu; “komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir”nebevi düstur istikametinde, yaşamına, yol ve rotasına yön vermenin ismidir.
Hz. Ömer’in Erkam bin Erkam’ın evinde hidayet güneşinin dizleri önünde imanın tadına vardıktan sonra, Mekke sokaklarınında ayaklarıyla toprağı tozuta tozuta hakka ve hakkaniyete karşı olan münkirlere meydan okuyabilmektir!
İslamiyetle şerefyab olan nesillerin, sonsuza dek kemale erdikleri, küfrün ve şirkin zevale gark olduğu gün; Arafat dağının mübarek eteğinde, yüzbini aşkın ermişe hitab eden Kâinat’ın güneşi Efendimiz (s.a.v)'in mübarek dudaklarında hayat bulup kıyamete kadar gelecek olan imanlı nesillerin biricik meselesi oluyordu adanmışlık ruhu.
Birilerinin zoru gördüğünde, ah sırtım dediklerinin aksine; ah davam diyebilenlerin ve gerektiğinde davası uğrunda, ıssız bucaksız çöllerin aşılmaz patikalarında umuda ve istikbale yürümeyi göz alabilmektir/yürüyebilmektir adanmışlık ruhu.
Hz. Ömer’in (r.a); tebâsına haksızlığın söz konusu olduğunun haberini aldığında, tayin etmiş olduğu valisine; tek bir cümleyle “Ey Amr, o camiyi yık fakat adaleti yıkma” bilesin ki Ömer, Nuşi Revan’dan daha az adaletli değildir,” mesajından ders çıkarıp ve hayatını adalet ilkesi etrafında şekillendirmenin adıdır adanmışlık ruhu..
Kısacası adanmışlık ruhu; Habil kadar olmasa da, yanında var olanın en güzelini Rabbine adayabilmektir adanmışlık ruhu.
İsmail (a.s) kadar metanetli ve sabırlı olup varlığının en kıymetlisi olan canını yüce Rahman’a adamaktır... İbrahim’ce sadık, Hacer'ce metanetli ve İsmail’ce teslimiyet sahibi olan bahtiyarlara selamolsun.
Kalın sağlıcakla efendim!