MEŞRU OLMAYAN HER YOL ATEŞE ÇIKAR!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Helal lokmayla beslenmeyen fert ve toplumların, Salih amel niyetiyle işlediklerinin; indi ilahide iyilikle karşılık bulması mümkün değildir. 

Aziz ve Celil olan Rabbimiz, tüm peygamberlerin şahsında, iman edenlere kerim kitabımızda şöyle ferman buyurmaktadır: "Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin, Salih amel işleyin. Kuşkusuz ben yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilenim." (Mü'minun 51) 

Bu ayetten kısaca şunu anlıyoruz ki, Salih amel işlemenin ilk durağı; hiç şüphesiz helal kazanç, helal lokma ve helal çabadır. 

Kesesini sallayıp, içine helal mi yoksa haram mı girdiğine bakmadan; dolmasını ve taşmasını temenni edenler, günde 5 yerine 10 vakit namaz kılsalar dahi, yaptıkları sadece yorgunluk olarak kendi yanlarında kalacaktır. 

Allah (c.c), insanlara örnek ve Önder olarak seçip gönderdiği tüm Peygamberlerine, her şeyden önce onlara helal olan şeylerden yemelerini emretmiştir. 

Dolayısıyla, midesi helal şeylerle ddoymayalar kim olurlarsa olsunlar; zira onların iyilik adına yapmış oldukları her şeyleri merbuttur. 

Zira, nasıl ki necasetle beden temizliğinin yapılması mümkün değilse; öyle de, haram lokma ile beslenen bir bedenle işlenen hareketlerin güzellikle karşılık bulması mümkün değildir.

Meşru ve makbul da değildir.

Günümüzde ticaret ahlakına riayet etmedikleri gibi ticaret ilmi hakkında malumat sahibi olmadan ticaretin her dalı ile iştigal edenlerin hem kendilerini hem de başka insanların günaha düşmelerine sebep oldukları sözüm ona sayısız kimselerin varlığı söz konusudur. 

Hz. Ömer (r.a) hilafeti döneminde, çarşı ve pazarları dolaşır, ticaret ilmini bilmeyenleri tespit ettikten sonra onları ticaret yapmaktan men ederdi. 

Ne yazık ki, yaşadığımız asırda; İslam’ın yasaları yerine küfrün ve cehlin kanunlarıyla idare edilen Müslüman toplumlarda, helal ve haram kavramını dahi bilmeyecek kadar aciz olanların ticaretle uğraştıklarına şahit olmaktayız!... 

Kim kime, dum duma kaidesince, parayı denkleştirebilen; istediği her işe el atanların hiçbir engelle karşılaşmadan, hatta yasal olarak (!) birçok toleranstan dahi faydalanmaktadırlar. 

Hal böyle olunca, gün geçtikçe haramzadelerin sayısında çoğalmanın olması işin sadece görünen bir yüzüdür. 

Bugün yaşadığımız zaman diliminde, dünyanın küresel bir krizle çalkalandığını görmekteyiz. Özellikle İslam beldelerinde, yönetim mekanizmalarının dışa bağımlı olmaları hasebiyle; temel gıda maddeleri başta olmak üzere, petrol vs. ürünlere yapılan %100 ve 200’lere varan korkunç zamlar ve söz konusu zamlara paralel olarak yükselen faiz oranları; toplumsal hayatta büyük infiallere zemin hazırlamaktadır. 

Müslüman mahallesinde bir zamanlar salyangoz satılmazken, bu gün Müslümanların (!) faizsiz ekonomi mi olur dediklerine şahit olmaktayız... 

Ticaret ahlakıyla ahlaklanmadan ticaret hayatına atılan tacirler, helal haram şuurundan uzak oldukları için; yarın ruzi mahşerde Sıddıklarla, şehitlerle değil, facir ve fasıkarla haşır neşir olacaklarını unutmasınlar. 

Konuyla ilgili olarak, Hz. Ömer (r.a)in şu tamimi ne kadar da mühimdir: "İslam'ın kendi mesleği ile ilgili hükümlerini öğrenmedikçe hiç kimse bizim çarşı ve pazarlarımızda alış veriş yapmasın." (M. Çelik, Ticaret ahlakı sh: 9) Peki, bu hakikati bu gün; Müslümanım diyen kaç kişiye anlatabilirsiniz? 

Evet, öyle ki bu manada İslam fıkhında; konuyla alakalı geniş malumatlara yer verilmiş olup; ticaret ilmi ve sair meşru olan mesleklerle ilgili ilimlerin, diğer ibadetlerin ilminde olduğu gibi farzı ayn olduğu kayıtlıdır. 

Çünkü, herhangi bir meslekle uğraşan kimseler, meslekleri hakkında bilgi sahibi olmadıkları takdirde, harama ve hataya düşmeleri açınılmaz olur. 

Başta vermiş olduğumuz Mü'minun suresi 51 nci ayeti tekrar hatırlamakta fayda vardır. Yüce Rabbimiz, risalet ve nübüvvetle görevlendirdiği elçilerine; önce helal olan şeylerden yemelerini daha sonra da Salih amel islemelerini emretmiş/hatırlatmıştır. 

Yani, Salih amel işlemenin yolu; ilk önce helal kazançtan, helal lokmadan ve helal olan "yeksibun" meziyetinden geçmektedir. 

Peki, hiç düşündük mü günümüzde; İslam beldelerinin durumlarının neden bu kadar kötü olduğunu? 

Evet, gerek siyasette gerek ticaret ve gerekse diğer meslek ve uğraş dallarında; İslam’ın evrensel yasaları baz alınmadığı için; bu gün İslam aleminin başı bir türlü dertlerden, sıkıntılardan, çatışma ve kargaşalardan kurtulamıyor...

Öyleyse önce helal iş/amel, sonra güzele ve iyilik yoluna salık vermektir. Bundan gayrısı her yol uçurumdur. Unutmayalım ki, meşru olmayan her yol, ateşe/cehenneme çıkar. 

Kalın sağlıcakla!

MEŞRU OLMAYAN HER YOL ATEŞE ÇIKAR!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.