DURDUĞUMUZ YER NERESİ?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor? (Kıyamet/36)

İnsan; küçültülmüş kâinat, kâinat; büyütülmüş insan...

Bir insanın fiziki anamomisi ile, evrenin anatomisinin eş değerde olduğunu söyler bilim adamları.

İnsanın insanla münasebeti olduğu gibi, doğayla, hayvanlarla, eşyayla da münasebeti söz konusudur. İnsan; olması gereken yerde durmadığı zaman, görünürde iyi konumda olduğunu varsaysa da; aslında yanlış yerdedir.

Nitekim, insana başarı gibi görünen nice şeylerin aslında o insanın felaketidir. Çünkü insan, doğruyu yanlış adreste aradığı sürece; durması gereken yerde değil de; durmaması gereken yerde durmayı doğruluk addeder. Hâlbuki, olmaması gereken yerde durduğu müddeçe, kan kaybından hayatını kaybeden hasta misali; o da yavaş yavaş varlığını, itibarını (!), kariyer ve konumunu, siyasi ağırlığını (!) kaybeder.

İnsan; sosyolojik, fizyolojik ve psikolojik olarak; hassas dengelerle donatılmış bir şekilde yaratılmıştır. Ağlar, Güler, hüzünlenir, mahzun olur, yükselir, duraklar ve aşağıya doğru yuvarlanıp gider. Bu neyi gösteriyor peki?

Bu kaniatta yaratılmış olan her şeyin insan için; insanın da Allah için yaratılmış olduğunu hatırlatıyor.

İnsan; Ubudiyet ve acz makamında; Allah'ın Uluhiyet ve Rububiyet azameti karşısında hiçliğini bilmeli, kendisinde var olan tüm yeteneklerin kendi bilgisinin sonucu değil; Allah'ın, yaratılış sanatının ve programlanması sonucunda olduğuna inanıp teslip olmalıdır.

Mesela, Allah; balığı denizde yüzme, kuşu havada uçma, tohumu toprakta kabarma şeklinde programlayıp yaratmıştır. Burada, ne balığın, ne kuşun ne de tohumun hiçbir katkısı ve müdahalesi söz konusu dahi değildir... Zaten hep o yetenekle donatılırak yaratılmışlar. Yeter ki doğru yerde olsunlar.

Keza hepimiz biliyor ve inanıyoruz ki, balık su da yüzmek için yüzme kursuna gitmedi. Kuş havada uçmak için uçma okuluna gitmedi. Tohum toprakla buluşup ağaç olmak için bahçıvan mektebine gitmedi.

O zaman, insan başta olmak üzere; her bir şeyin olması gereken yerde olması, hem eşyanın hem de evrenin/tabiatın doğasına mutbıktır. Hazindir günümüzde, balık olduğu halde uçmaya, kuş olduğu halde yüzmeye, tohum olduğu halde topraksız zeminde yeşermeye yeltenenenilmektedir! 

Peki bu mümkün olur mu? Asla mümkün değildir hiçbir zaman da olmayacaktır. Nasıl ki balığın görevi su da yüzmek, kuşun görevi havada uçmak, tohumun vazifesi de toprağa gömülmekse; insan da durması gereken yerin yaratan Allah'ın huzurunda durmasıdır.

Olması gereken yerin dışında olmak, hem eşyanın hem tabiatın doğasına aykırıdır. Biraz daha açacak olursak, günümüzde hemen her meseleye el atıp konuşan bir kısım insanlar var. Dinden, siyasetten, eğitimden, ekonomiden, sosyal hayattan, iktisaattan, tarihten vs... İşin ehli ve uzmanı olmadıkları halde, her sahada at koşturmaya çalışıp bir kısım çevrelerin beğenisini ve alkışını alsalar da; olması gereken yerde değil, yanlış yerde olduklarını bilmeleliler!

Akıllı olan insan, balık gibi su da, kuş gibi havada uçabilirim diyen insan değildir. Aksine akıllı olan insan; yaratılış gayesine uygun bir şekilde, Rabbinin huzurunda Ubudiyet makamında durmasıdır. İşte o zaman hem insanlar içinde hem de insan fıtratına uygun olan yerde durduğu için Allah nezdinde değer kazanır.

Unutulmasın ki, kâinatta olup biten her şey; ilahi bir progam sonucunda cereyan etmektedir. Her gün aynı yönde doğup ve kendileri için tayin edilen menzillerinde seyreden ay ve güneşi, hiç bir beşeri kuvvet durdurmaz. Küçük bir et parçası olarak dünyaya gelen insan; çocukluk ve gençlik safhaları derken elli altmış yıl sonra, yaşlandığını görüyoruz. Bu yaşlanmanın önüne hiçbir tıp ilmi, hiçbir teknolojik gelişim geçemiyor, engelleyemiyor...

Küçük bir çekirdeği toprağa koyduğumuz zaman, kısa bir süre sonra o çekirdeğin çatlayıp (hangi nimetin tohumuysa) yeşereceğine inandığımız gibi; dünyadaki süresini doldurduktan sonra, ahirete irtihal eden insanın da bir gün tekrar dirileceğine inanmalı ve durmamız gereken yeri bilip orada durmadını bilmeliyiz. Ne kuş gibi havada uçmaya, ne debalık gibi su da yüzmeye/yaşamaya yeltenmemeliyiz. Biz insan olarak yaratılmışız, insan olmanın gereklerini yerine getirmekle yükümlü olduğumuzu asla unutmayalım... 

(Değil yalnız kemikleri bir araya getirmek), daha doğrusu biz o insanın parmak uçlarını (dünyada olduğu gibi düzeltip) toplamağa da kadiriz! (Kıyamet/4)

Durmamız gerektiği yerde durmamız temennisiyle...

DURDUĞUMUZ YER NERESİ?

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.