SAHİ.... SİZ....?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hak ile halk arasında tercih yapmakla imtihan olan Müslüman! Tercihini iyi yap, dinini ve inancını yaz boz tahtasına sakın dönüştürme. Halkın gönlü kırılmasın diye Hakkın emrini çiğnersen inan ki, hesabını veremezsin yanarsın... 

Nasıl ki necis suyla abdest alınamıyorsa, sahte bir Müslümanlıkla anlayışıyla da ilahi rıza kazanılmaz bilesin. Helal midir  yoksa haram midir sorup gözetmeden her ortamda bulunan müslüman; belki birilerini bir kaç günlüğüne memnun edebilirsin ama; mülkün ve senin tek sahibin olan Allah'ın mahkemesinde nasıl bir mazeret sunacağını hiç düşündün mü?

Adama dayanma ölür,

Ağaca dayanma kurur 

diyen şair ne güzel özetlemiş bu hali... Dünyadayken gönülleri kırılır diye, caiz olmayan davetlerine icabet ettiğin dünyalık dostların, sen öldüğünde en fazla mezarına kadar tabutuna eşlik ederler! Peki, ya sonrası? Sonrası yalnızlık ve hesap verme zamanı. Ömrün boyunca; cömerttir, merttir, iyi adamdır diye seni şişirip parlatanlar; hesap gününde senin hasımların olarak karşına çıkacaklar.

Keza o gün her şey susacak, yalnızca Kahhar ve Rahim olan Allah konuşacak. 

Rabbimiz bizi uyarıyor: "O gün onların ağızlarını mühürleriz de, işlemiş oldukları günahları bize elleri söyler, ayakları da buna şâhitlik eder. (Yasin/65)

Evet, sırf birilerini memnun etmek için, bulunduğunuz gayri meşru ortamlarda bulunan o insanlar; seninle mezarına girmeyecek, senin yerine Allah'a hesap da vermeyecekler. 

Bir anlık nefsinin tatmini için katıldığınız o erkekli kadınlı, çalgılı çengili ortamlar; mahşerde sizin kulluk karnenize eksi notlar olarak işlemiş bir şekilde karşınıza çıkacağını unutmayın?

Bir tarafta kıbleye doğru secde ederken, diğer yandan şeytanı ve onun yolunda olan dostlarını memnun etmeye çalışıyorsanız; oturup müslümanlığınızı sorgulayıp yaptıklarınızı gözden geçirmelisiniz. 

İnsan söylemeden de edemiyor, sahi, ilahi yasaları ihlal edenler; siz kimin/kimlerin kullarısınız? Allah'ın mı, yoksa Allah'a rağmen batılı hüküm gibi ihdas edenlerin mi?

Ölümün takvim belirtmediğini unutmayalım. Azralin bizi nerede, ne zaman ve nasıl beklediğini bilemediğimize göre; iyisi mi onu her yerde ve her zaman karşımıza çıkacak gibi beklemeliyiz.

Peki, yol azığımız ne durumda, var mı yok mu? "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır" (Necm/39) Çalıştığı ne ise, heybesinde onlarla gelecek mahşer meydanına. O zaman, fırsat ve vakit varken; her birimiz, heybemizin içindekilerine göz atmamız faydanıza olacaktır. Kötülüklerin telafisi, samimi ve üzerinde durulan bir tövbeyle; bu dünyada mümkündür. Ömür sermayesi bitince, iş işten geçmiş olacak.

Evet azık demişken, Sıddık-ı Ekber'in şu uyarısını hatırladım: Yol azığı (yani Salih ameller) olmadan kabre giren kişinin durumu, gemisiz denize binenin durumu gibidir buyuruyor Hz. Ebu Bekir (r.a).

Gemi olmadan denize binenin boğulacağının kesin olduğunu bilmeyen var mı?. O zaman iyi düşünmek lazım. Aklınızı/aklımızı başınıza/başınıza alın/alalım... Onu kimseye kiraya vermeyelim. Ağaya, beye, parlamentere, şeyhe, üstada vs... Zira çetin bir gün hepimizi beklemektedir! O gün her nimetten sorguya çekileceğiz.

Rabbimiz bizi uyarıyor: "O gün, bütün nimetlerden kesinlikle hesâba çekileceksiniz! (Tekasür/8)

Kimin/kimlerin yanındayız?

Kimlerle neden niçin beraberiz?

Yarın yaparım diyenlerin çoğu, her şeyi yarım bırakıp toprağın altına girdiler haberin var mı!

Akıllı insan, altına yatırım yapandır der bir mütefekkirimiz!

Ama toprağın altına tabi! Unutmayalım, İnsanları değil, Rabbimizi memnun etmekle mükellefiz.

Günümüz ve ömrümüz hayırlı ve helal işlerle geçsin İnşaAllah...

Vesselam!

SAHİ.... SİZ....?

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.