1- Gurbet; firakı, acıyı, hasreti husule getirir,
Bazen, Sam rüzgârı misali, dudakları çatlatır!
Düşte, hayalde, beklenti de ne varsa alır süpürür,
Ayrılığın acısını, ancak; gurbeti yaşayan bilir!
2- Bir name yazalım dedik, gönül dostlarımıza gurbetten, Kelimelere, cümlelere yük yükledik, dertlerden!
Kahrını cebrini gördüğümüz, iz ’ansız fertlerden,
Gurbeti boyladık ki, ırak olalım şerlerden!
3-Buralarda sıla, buram buram kokar, dört cihetten,
Doğudan, batıdan, kuzey ve güneyden!
Durmadan göç var ötelere, kaçış ki, sefaletten,
Bir de, yalnız yaşayan, ülküsüz davasız herkesten!
4-Gurbet yolculuğuna, daha on yedim'de iken başladım, İdealsizler güruhunu, kendimden, sevdiklerimden dışladım!
Bunun bedelini ödedim, yalnız kaldım, dışlandım,
Davam için değer deyip, işe “fidanlarımı” aşılamakla başladım!
5-Gurbetten sılaya, sıladan Gurbet’e upuzun bir yol gider, Nameler sevgi yüklü; hasret yüklü, yol gözleyenlere gider! Gurbeti yaşamayanlar ne bilsin, dosta yol nereden gider? Muğrib gariptir, refiki kalem ve kâğıttır, ebede kadar iz sürer!
6-Gurbet bende, ve ben gurbette yaşarım; iç içe,
Gerçek hayat; nakış nakış, motifleri sevgiden birer kanaviçe!
Yakınmam gurbetten asla; sitemim var yolda bırakan her hiçe?
Ana rahmi vatanımızken; gelmedik mi Gurbet’e?
7-Selam olsun, hak için gönülden candan seven yiğitlere,
Şerlilere meydanı boş bırakmayan, ölümsüzlüğe koşan alperenlere!
Gurbeti sıla ile buluşturan, hasret yüklü namelere,
Birde, fakir Mizari'nin dergahını; okuyan karilere!.....