12 EYLÜL 1980 VE DARBECİ NİTEKİM PAŞA!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, o gün yapılan zulümler, katliam ve idamların hiç biri hala unutulmuş değil. O günü hatırlayaların hafızalarında hala tazeliğini koruduğu gibi darbeyi yapan Nitekim paşa ve arkadaşlarına karşı da insanların sinesinde biriken kin ve nefretleri de sönüp tükenmedi… 

12 Eylül darbesinin baş mimarı olan Kenan Evren ve beşli ekibi, şimdi ebedi âlemde; yaptıklarının hesabını verdikleri kesin! Ancak geride bıraktıkları, enkaz ve tahribatların çoğu, ne yazık ki imar edilmedi, açılan o yaralar hala kapanmadı. On binlerce idam, binlerce kayıp ve on binlerce gözaltının gerçekleştiği 12 Eylül 1980 darbesi; Türkiye tarihi açısında kara bir leke olarak hep hatırlanacaktır. Ama darbeyi yapanlar ise; dünya durdukça telinle anılacakları kesindir... 

O gün yapılanları öğrenmek isteyenler, sadece interneti bir tıkladıklarında; utanç verici bilançoyu ve o günkü mezalimin boyutunun ne kadar korkunç olduğunu anlayacaklardır... Keyfi uygulamalarla, devletin tüm yetki ve gücünü kendi ellerine geçiren Kenan Evren ve darbeci ekibi; memleketi açık bir hava hapishanesine çevirmişlerdi adeta. 

Sizinle, kısaca araştırabildiğim kadarıyla, paylaşacağım o günkü mezalimin özetini okuduğunuzda; dudaklarınızı ısıracağınızdan eminim… Darbe yapıldıktan hemen sonra, sağcı solcu gözetilmeden birçok kişi potansiyel suçlu olarak ya fişlendi ya takibe alındı; ya da keyfi uygulamalarla gözaltına alınıp içeri atıldı. 

Öyle ki, yıllarca içerde kaldıktan sonra, hâkim karşısına çıktığında; suç dosyaları bulunmayan ve boş yere yatan insanların olduğu bile o günkü kayıtlarda mevcut… Sadece 1 milyon 683 kişinin fişlendiği, 210 bin davada 230 bin kişinin yargılandığı; 7 bin kişi için idamın istendiği ama 517 kişiye idam cezası verildiği halde bunlardan 50 tanesinin asıldığı, (tabi bu komik rakam doğru değil) 30 bin kişinin işten atıldığı kaydedilir. 

Tüm siyasi partilerin kapatılıp, TBMM’nin lağvedildiği; 14 bin kişinin vatandaşlıktan çıkarıldığı ve tüm yetkilerin tek elden toplandığı yazılmaktadır o günkü kayıtlarda! Yetmedi tabi, 300 kişinin kuşkulu ölümü, 171 kişinin işkencelerden can verdikleri de o günün utanç tablolarından!... Hızını almayan Nitekim Evren ve beşli ekibi, 3 bin 854 öğretmenin ve 47 hâkimin görevine son verdiler… Öyle ki, adamlar ülkeyi ve devleti babalarının çiftliği gibi kullanmaya devam ettiler. 

Astılar, ortadan kayıp ettiler, sürdüler, öldürdüler ve hiçbir Allah’ın kulu kalkıp onlardan bunların hesabını sorma cesaretini dahi gösteremedi. Ta ki Azrail (a.s), gelip hepsinin canını tek tek alıncaya kadar. Tabi darbe ve darbecilerin estirdikleri zulümlerden, basın mensupları da herkes gibi nasiplerini aldılar. 

400 Gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezasının istendiği, (nasıl bir mantıksa) cezaevlerinde 299 kişinin şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiği; 14 kişinin açlık grevinden öldüğü, 16 kişinin kaçarken vurulduğu, (tabi doğruysa, belki de öyle yansıtmışlardı o gün) 95 kişinin çatışmada öldüğü veya öldürüldüğü, 73 kişiye doğal (!) ölüm raporunun verildiği, 43 kişinin de intihar ettiği, tüm bunlar 12 Eylül 1980 darbesi ve devam eden süreciyle gerçekleşen olay ve hadislerin, belki de devede kulak misali bilinen bir yönü sadece! 

Say, say, yaz, yaz bitmez. O günleri bu gün gibi hatırlıyorum. Çünkü on beş on altı yaşlarındaydım. Darbe zamanı köyde ikamet ediyorduk. Bir sabah uymadığımızda (Yüzlerce ( belki binlerce) komando askerin köyümüzü ablukaya aldığını, yediden yetmişe kadın erkek namına kim varsa; (hata gözleri görmeyen ve çok yaşlı olan bir nine de dâhil) hepsini köyün arka kısmındaki geniş meydanında topladıkları hala gözlerimin önünde duruyor. O hengame de köyümüzde bir kaç tane asker kaçağı varmış meğer. Onlardan birinin, askerleri görünce korkudan kayalık mevkiine doğru kaçarken, helikopterle asker indirip yakalayınca döve döve adamın kollunu kırdıklarını, hafızanızda hala silinmedi… 

Daha neler neler… Köyümüz nüfus olarak çok kalabalık bir köydü. Malum köylülerin birçoğu da hayvancılık yaparlardı. Herkes gibi bizimde hayvan sürümüz vardı. Sabah saat 09 sularıydı ve birçok yaşlı insan, mera'dan gelecek koyunlarını sulamak için kendilerine ait olan kuyularının başında bekledikleri esnada; komandoların hakaret edercesine bağırıp, hayvanları bırakıp köy meydanına doğru kaçmalarını emretmeleri ayrı bir hakaret, unutulmaz bir zulümdü! 

Merhum babam gibi, nice yaşlı amcaların o gün köy meydanına doğru askerlerin sert ve hakaretvari komutlarıyla koşturulmalarını, ömrüm boyunca, hiçbir zaman ve asla unutmayacağım… 

O gün on beşlik bir genç olmama rağmen, o kadar şey hatırlıyorum ki, anlatmakla bitiremem… Tabi  benim ki sadecd köyümüzde olanlar. Ya Türkiye'nin tüm köy, mezra, il ve ilçelerinde yapılan zülümler?Askeri Darbeler, insanlığın onuruna indirilmiş birer zulüm balyozu olduğunu asla unutmayalım.

Darbecilerin yaptıklarını asla unutmayın. Zira unutulan her zülüm ve soykırım tekrarlanır!

Gününün hayrolsun!

12 EYLÜL 1980 VE DARBECİ NİTEKİM PAŞA!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.