İNSAN MEKTEBİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yaratılış hikmeti gereği birçok yetenek ve donanıma sahip olan insan, artı ve eksi bir kısım zafiyetlere de sahiptir. Fıtratı gereği, "insan" kalabilmesi için mücadele edip bunu başarmak; "akıl" nimetiyle ikramlandırılmış olan her "insan"ım diyenin yapması gereken bir takım görevleri vardır. "İnsan" olmayı başaramadıktan sonra; aynı duyu ve isteklere sahip olan insanın; dünyadaki diğer canlılardan ne farkı kalır ki?

Asıl mesele, "insan'ın" önce "insan" olmayı/kalmayı başarmayı başarmasıydı... Tabiatıyla, İnsanın, "insan" kalabilmeyi başarabilmesi için bir mektebe ihtiyacı var mıdır diye bir soru akla gelirse, ki evet, vardır!

Allah'ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı, Resulullah (s.a.v)'in ayak izlerinde yürümekle; O'nun insanlığa miras bıraktığı: "Muhakkak ki sen pek yüce bir ahlâk üzerindesin." (Kalem/4) güzel ahlakı ile nasip-dar olabilmesi için, nübüvvet mektebinde vahiy/sünnet tedrisatından geçmesi gerekmektedir...

Evet, azizim asıl mesele, insan olmaktı, insan kalmayı başarmaktı. İnsan olmayı, insan kalmayı başaramadıktan sonra; kaç akçe değeri kalır ki sözde olan insanın?

Bakınız mütefekkir merhum Nurettin Topçu, Türkiye'nin maarif davası isimli eserinde insanı nasıl tarif ediyor: Bize bir insan mektebi lazım, bir mektep ki bizi kendi ruhumuza kavuştursun. Her hareketimizin ahlaki değeri olduğunu tanıtsın; havaya hayra gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin. Kendini hakikatte adamak gerçek mektebin yoludur." Serzenişi bize; asıl olan köklerimize dönüp ona azı dişlerimizle bağlanmayı öğütler aslında...

Evet, bize, insana, insanoğluna, insanlığa ve insanlık için gönlü çarpan herkesin; "insan" yetiştiren mekteblerin sayısını çoğaltmak için mücadele etmeleri lazımdır. Özlenen o mektebin müfredatı, hayattan uzaklaştırıldığı günden beri; insan ve masum olarak dünyaya gözlerini açan milyonlarca insan, nisyana teslim olmanın getirdiği felakete ram olmanın sonucunda; en canavar ve yırtıcı hayvandan daha tehlikeli bir hale geldi!

Hilkatını unuttup, Allah'ın arzında; Allah'a kafa tutmak da ne demek? Bu futursuzluğu, hadsizliği, akılsızlığı, terbiye yoksunluğu; insan-ım diyen konuşan varlıktan başka yapan bir varlık var mıdır şu ru- i zeminde? Yok...

Kâinatı kevn-i ayetlerle bezeyip insanoğlunun istifadesine sunup müsahhar kılan Allah (c.c); yolunu şaşırıp "insan" olmayı öğreten mektepten firar edenleri, metluv vahiy ile şöyle tanıtmaktadır:

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi? Oysa bak, şimdi o, açıktan açığa bize karşı duran biri olmuştur.

Kendi yaratılışını unutup bize örnek getirmeye kalkışıyor ve “Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?” diyor.

De ki: “Onları ilk başta yaratmış olan diriltecek. O yaratmanın her türlüsünü bilir.” (Yasin/77,78,79)

Nisyanı, onun "insan" kalmayı kaybetmesinin felaketi oldu... Bir damla su/nutfeden meydana gelen dokuz aylık et ve kemikten müteşekkil bir varlık olan insan, kendini müstağni gördüğü an; Allah'ın hükmünün hasmı oluverir. Allah muhafaza.

Şimdi her birimize biraz tefekkür etmek lazım! Şu soruyu da kendimize sormalıyız korkmadan, eğip bükmeden? Modern çağın insanı, bu kadar mektebin çokluğuna rağmen; neden hala "insan" olmayı/kalmayı başaramıyor? 

Dünyanın en mütekamil varlığı olması gereken insan, neden dünyanın en tehlikeli, en barbarı, en vahşi, en acımasız, en canisi haline gelmiş durumda? Neden, niçin, ne için? Tam olmasının olduğu yerde, eksik olan nedir?

Eksik olan: "insan" yetiştiren mektebin/mekteplerin azlığı ya da hiç olmayışı. Evet, asıl mesele; iyilikleri çoğaltan, kötülüklerin yok olması için; "insan" yetiştiren mekteblerin bina edilmesiydi. Ama özlemi duyulan o mektebin, epey bir zaman önce temeline dinamit koyanlar yıktılar...

Yeniden "insan" yetiştiren mektepleri inşa etmek her "insan-ım" diyenin boynunun borcudur... 

Hâfız Şîrâzî insanı şöyle tarif eder:

İnsan;

"Yek katre-i hûnest, sad hezârân endîşe!"

“İnsan bir damla kan, bin bir endişe!”

Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in şu mısralarıyla bitirelim:

İnsan, üç beş damla kan,

Irmak üç beş damla su.

Bir hayatta çattık ki

Hayata kurmuş pusu

Geldi ölümlü yalan

Gitti ölümsüz gerçek

Siz, hayat süren leşler

Sizi kim diriltecek?

"İnsan" kalabilmeyi başaranlara muştular olsun...

İNSAN MEKTEBİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.