İhsan, kulun her halu karda; cenabı Allahı görüyormuş gibi kulluk yapmasıdır.
İhlas ve istikamet üzere yapılan ameller, salih ameller olarak isimlendirilir...
Müslümanlar olarak her birimiz, namazlarımızda Fatiha okurken,
İyyake na'büdü ve iyyake neste'in; ayetine gelindiğinde, ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardımı dileriz dediğimizde; hayatın ve yaşamın her kademesinde, hüküm ve hakimiyetin tek ve yegane sahibi olarak cenabı Allahı Rab olarak kabul ettiğimizi taahhüt ediyoruz.
İşte yukarıda geçen ifadelerde olduğu gibi, kulun Rabbine karşı olan samimiyeti ve ihlâsı kadar; Allah Teâlâ onu ihsan makamında olanların arasına katması umulur...
İhsan mektebi derken, her müslümanın; tüm iş ve davranışlarını İslam'ın öğrettiği ahlaki ölçülere göre yapması kastedilmektedir. İhsan mektebi, vahiy+sünnet çizgisinden ayrılmadan; yaşamın tüm katmanlarında, dini yalnızca Allah'a has kılmanın adıdır.
İhsan başta olmak üzere, bir çok önemli konuyu ihtiva eden, şu hadisi şerif; bize iman ve ihsanın ne demek olduğunu en ayrıntılı bir şekilde açıklamaktadır.
"Hz. Ömer (r.a) anlatıyor: “Bir gün Resûlullah"ın yanında iken bir adam çıkageldi. Elbisesi bembeyaz, saçları simsiyahtı ve üzerinde herhangi bir yolculuk belirtisi yoktu. Üstelik aramızda onu tanıyan da yoktu. Peygamber'in (s.a.v) yanına oturdu; dizlerini onun dizine dayayıp ellerini uylukları üzerine koydu. Sonra da, "Ey Muhammed! Bana İslâm"ı anlat." dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:
"İslâm, Allah"tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed"in Allah"ın elçisi olduğuna şahitlik etmen; namazı kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve eğer gücün yetiyorsa haccı yerine getirmendir." Bu sözler üzerine adam, "Doğru söyledin!" dedi.
Biz ise, adamın hem soru sorup hem de onu tasdik etmesine şaşırdık. Sonra, "Bana imanı anlat." dedi. O da, "İman; Allah"a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve iyisi ve kötüsüyle kadere inanmandır." şeklinde karşılık verdi. Adam yine, "Doğru söyledin!" deyip peşinden, "Bana ihsanı anlat." dedi.
O da şöyle söyledi: "İhsan, Allah"ı görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü sen O"nu görmesen de O seni görmektedir." Daha sonra adam, "Bana kıyameti anlat." dediğinde, Peygamber (sav), "Bu konuda kendisine soru sorulan kimse, soruyu sorandan daha bilgili değildir." dedi.
Adam, "Öyleyse bana onun alâmetlerini söyle." deyince, şunları saydı: "Cariyenin efendisini doğurması ve yalın ayak, çıplak, fakir sürü çobanlarının yüksek binaları yapmada yarıştıklarını görmendir." Sonra adam gitti. Bir süre sonra Hz. Peygamber bana soru soranın kim olduğunu bilip bilmediğimi sordu. Ben, "Allah ve Resûlü en iyisini bilir." dediğimde şunu ifade etti: "O, Cibrîl idi. Size dininizi öğretmeğe gelmişti. (Müslim&İman)
Evet, ihsan mektebi; insanı kemal'e erdiren, ruhunu doyuran, onu fıtratın gereği olan ahseni takvim sıfatıyla olgunlaştıran nübüvvet ve nebevî bir mekteptir. Zira, ihsan mertebesine erenler; yaptıkları her şeyin karşılığını yalnızca Rablerinden beklerler. Gerisine hiç gözüyle bakarlar. Onlar hiç kimseden aferin, iltifat, teşekkür vb. her hangi bir karşılık asla beklemeler.
Yukarıda vermiş olduğumuz hadisi şerifte, Cibril (a.s)'in; Efendimizin şahsında bize öğrettiği çok önemli dusturların olduğunu görüyoruz ki, bunlar İslam'ın temelini ve özünü teşkil ederler.
İslam, İman, İhsan, kıyamet ve alametleri olmak üzere; her müslümanın yirmi dört saatlik zaman dilimini ilgilendiren mesajlar olarak sıralanmıştır. Dikkat edilirse, iman'dan sonra ihsanın zikredilmesi; Ubudiyet ve Uluhiyet ilişkisinin ne denli önemli olduğunu görüyoruz.
Onun için, kulun Allah rızası için işlediği güzellikler bütününü öğreten tek adresin ihsan mektebi olduğunu görüyoruz...
Aziz ve Celil olan Rabbimizin şu ayeti; İhsan makamını kimlerin hak edeceğini açık bir şekilde açıklamaktadır:
"O takvâ sahipleri, bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcar, öfkelerini yutar ve insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyilik ve ihsân sahiplerini sever. (Al-i İmran 134)
Allah'ın sevdiği ihsan sahibi erdemli bahtiyarların, bu ulvi makama kendiliğinden gelemediklerini öğreniyoruz. O zaman nasıl geldiklerine bakalım: "Sahih/tahkiki iman, takva, her durumda Allah yolunda İnfak etmek, öfkelerine gem vurmak, insanların kusurlarını affedip ve iyilik yapmaktan geri durmamak; ihsan makamına ulaştıran, kulluk sınavının adeta ön dersleridir...
Cenabı Allah, hepimizi ihsan sahibi kullarından eylesin inşaAllah.
Vesselam!