DERS ALINMASI GEREKEN İLAHİ MESAJLAR!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bolluk ve bereket içerisinde yaşayan toplumların, şükür etmeleri gerekirken; şımarıp taşkınlık etmeleri neticesinde, başlarına gelen ilahi azap, değişik şekillerde tezahür edegelmiştir.

Allah şöyle bir şehri örnek veriyor: Bu şehir güvenlikli ve huzurluydu; her yerden oraya bol rızık geliyordu. Derken ahalisi Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük etti, Allah da onlara yapıp ettikleri yüzünden genel bir açlık ve korku felâketini tattırdı.

Oysa onlara kendi içlerinden bir peygamber de gelmişti. Ama onu yalancılıkla suçladılar, bu yüzden de haksızlıklarını sürdürürken azap onları yakalayıverdi. (Nahl: 112,113)

Kur'an hükümlerinin evrensel ve cihanşümul olması bağlamından bakıldığı zaman; kıyamete kadar gelecek olan insanlar; her emir ve yasağın muhataplardırlar. Hiç kimseye özel bir ayrımcılık veya bir öncelik tanınmaz. İnsan, Allah'a kulluk yaptığı oranda, O'nun yanında değer kazanır. Nimetlerle, bollukla, dünyevi ziynetlerle şımaranları; hiç beklemedikleri bir yerde, Allah'ın azabı ve musibeti ansızın yakalar. Bu bazen gündüz vakti, bazen gece herkes mışıl mışıl uykudayken onları kuşatıp yakalar. Kaçmaya mecalleri dahi kalmaz. Şu ayetlerde zikredildiği gibi:

Yoksa o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular? (A'raf: 97)

Veya o ülkenin halkının güpegündüz (kulluk) vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceği konusunda güvenceleri mi vardı. (A''raf: 98)

Kur'an soru soruyor, kul cevap veremiyor. Veremiyor çünkü Allah'a verecek hiçbir makul cevabı yok... Zira, Allah imhal eder ama ihmal etmez.

Allah’ın ansızın gelen azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası Allah’ın azabından emin olamaz. (A'raf: 99) 

Bu ilahi mesajlar, insanlık tarihi boyunca gönderilen peygamberlerin söz dinlemeyen kavimlerinin başına gelen azaptan/bela ve felaketlerden haber verirken; sonraki tüm devirlerde aynı taşkınlık ve sapkınlığı yapanları da kuşatacağının tehdidini hatırlatmaktadır.

Emrimiz gelince Sâlih’i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak, helâk olmaktan ve o günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz rabbin kuvvetlidir, üstündür.

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Sanki orada hiç oturmamışlardı. İşte böyle, Semûd kavmi rablerini inkâr etti. Vay Semûd’un haline! (Hud: 66'67'68)

Tarihi süreçleri içerisinde, geçmişte ve günümüzde vuku bulmuş olan deprem, sel ve benzeri felaketlerin; önceki kavimlerin başına gelen birçoğuyla aynı olduğunu görüyoruz...

Gelin, aklımızı başımıza alıp, Allah'ın arzında, taşkınlık yapmaktan vaz geçelim. Zira dokuz aylık olan kafamıza göre hareket etmekte ısrar ettiğimiz sürece; iki yakamızın bir araya gelemeyeceğini bilelim.

Ne mutlu, Allah'a kulluk yapmakla kalite sahibi olanlara.

Vesselam.

DERS ALINMASI GEREKEN İLAHİ MESAJLAR!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.