ZALİMİN ZULMÜNÜN ARTMASI SONUNUN HABERCİSİDİR!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün Azerbaycan'da, dayatılan baş örtüsü yasağı bana; 28 Şubat 1997 li yılların o karanlık günlerini hatırlattı... Birçok hanım kardeşimiz, üniversite tahsillerine ara vermek zorunda kalmışlardı o günşerde. Birçoğu çoluk çocuğa karıştıktan yıllar sonra, yarıda bıraktıkları eğitimlerine devam etmişlerdi. Hatta 2006 li yıllara kadar bu zulüm devam etmişti. O yıl okullar açılmış, ilkokula giden iki kızım vardı. Okula gidip hemen döndüklerini ve ağladıklarını görünce; birilerinin onları dövdüğünü düşündüm.

Kendilerine hayırdır, neden ağlıyorsunuz diye sorunca; bana, Baba baş örtülü okula girme yasağı varmış bizi içeri almadılar demişlerdi. İki kız çocuğu, ve ilkokul... Birilerinin hala, ya onlar daha çocuk büyüyünce örtünürler diye maval okumaları devam ederken; hemen yanı başımızda, iki devlet tek millet gardaş denilen ülke Azarbaycan'da bir zamanlar bizim ülkemizde öğrencilere dayatılan yasaklar gündem olunca beni tekrar o 28 Şubatın karanlık günlerine götürdü. Kızlarım okulu bırakıp yıllar sonra, Üniversiteye kadar eğitimlerini dışarıdan okuyup bitirdiler... Ağaç yaşken eğilir beyler. İslam'ın kural ve kaideleri vardır. İslam'ın kaynağı Allah'ın göndermiş olduğu vahiydir. Beşeri yasaların kaynağı ise insandır. İnsan kanun yapamaz. Yapsa zalim, bağiy ve Allah'a baş kaldıran durumuna düşer.

Onun için, zulüm insana biçilen ateşten bir gömlektir. Zulüm; karanlığı ifade ettiği için, aydınlığın ve hürriyetin önündeki en büyük engeldir... Zulüm; bir insanın tırnaklarını kerpetenle sökmek veya onu elektriğin yüksek voltajıyla işkenceye vermekle sınırlı bir hadise değildir. 

İnsanın hak ve hürriyetini ihlal eden, insan onuru ve haysiyetini zedeleyen, hak etmediği halde; sırf güçsüz veya çaresiz olduğundan dolayı, insanların hukukunu çiğnemenin her çeşidi, her şekli zulümdür, zalimliktir!...

Evet, zulüm bizdense ben bizden değilim demişti cesur yürekli kız. Evet o kız Amerikalı bir aktivistti. Rachel Corrie, 16 Mart 2003 tarihinde Gazze Şeridi’nin Refah kentinde Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasını engellemeye çalışırken İsrail ordusuna ait bir buldozerin altında kalarak hayatını kaybetmişti. 

Peki neden? Çünkü Siyonist İsraillin paletli buldozerinin altında can verirken, tüm dünya mazlumlarının sesi olmak için hayatıyla bedel ödemişti... Zulüm kimden gelirse gelsin, zulüm çirkin bir fiil; insanlığa karşı yapılan en iğrenç bir işlevdir.

İster yönetimde, ister bürokraside, isterse özel sektörlerde veya asayiş ve güvenlik birimlerinde olsun; her kim ki, adaletten sapar, hakkı gizler, adam kayırır ve hak etmediği halde kendilerine yakın olanları işe alır, veya kirli hesaplar yoluyla gelir elde etmeye çalışırsa, zalimin önde gidenidir, en katmerlisi ve insanların en şerlisidir. 

Bu gün yaşadığımız coğrafya, zalim, zorba ve müstebit yönetimlerin iş başında olmalarından dolayı; dünya yaşanamaz hale geldiği gibi, icra ettikleri fitne ve fesat politikalarla da kan gölüne çevirmişlerdir.

Özellikle islam coğrafyasına baktığımızda, yaşanan dılhun olay ve hadiseler; zalim sultalarının irtikap ettikleri zulmün korkunç boyutunu göstermektedir. Hile ve entrikalar yoluyla, insanları kandırıp kendi heva ve heveslerine alet etmeye çalışan zulmün mimarları; bu gün dünyayı bir yangın yerine çevirmişlerdir. 

Halkı Müslüman olan İslam beldelerinin gelmiş oldukları son nokta, Müslüman toplumlarının ne kadar din ve değerlerinden uzaklaştıklarını gösterip tarif etmeye bilmem gerek var mı? Zalim idarecilerin, uluslararası şer şebekeleriyle ittifak halinde hareket etmelerinden dolayı; bu gün milyonlarca mazlum insan, vatanlarını ve yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır.

Özellikle Müslüman beldeler arasına çekilmiş olan suni sınırlarla; ümmet-i birbirinden kopuk, habersiz ve kendi değer yargılarına karşı yabancı hale getirmiştir. Dün Halepçe de yaşanan katliamlar, Bosna da katledilen sekiz bin küsur masum Müslüman, Eritre de, moro da, Açe de, Doğu Türkistan da; Suriye ve mısır da, Filistin ve Yemende yaşanan olayların tümünün temelinde; zalimlerin gavurlarla iş tutukşarı bin bir çeşit zulümleri yatmaktadır.

Müslümanlar Kendi kitaplarına, Peygamberlerine ve dini değerlerine sırt çevirip; batının kokuşmuş ideoloji ve izmlerinin izini takip ettikleri günden beridir; bu yetim coğrafyada masumların yüzü bir türlü gülmedi. 

Kukla rejimler, dalkavuk din istismarcıları, fitne ve fesat borazanlığını meslek haline getiren onur yoksunlarının yüzünden, zalimler her gün biraz daha cesaret almakta ve dünyanın başına bela olmaya devam etmektedirler. Ama bu devran böyle gitmeyecek.

1948 den beri Filistin topraklarını işgal eden İngiliz ve Amerika'nın veled-i zinası mahsulü İtrail; seksen seneye yakıdır sistematik bir şekilde soykırım yapmaya devam ediyor. 7 Ekim 2023 Aksa Tufanını başlatan Hammas mücahidleri, zillet ile yaşamaktansa izzetleriyle ölüp şehid olmayı tercih ettiler. Üç yılı geride bırakan Gazze yıkımı, iki milyar İslam âleminin gözleri önünde yok olmaya devam ediliyor. Bir avuç İtrailden korkan pısırık idareciler için, Allah'ın elim bir azap hazırladığına inanıyorum!

Zalimlerin bir hesabı varsa; Kâinatın sahibi Aziz ve celil olan Allah'ın da şaşmaz bir hesabı vardır. Er geç zalimlerin zulüm üzerine kurulmuş olan tahtları; yalakşarıyla birlikte yerle yeksan olacaktır. Nemrut, Firavun, Karun, Bel'am, Haman, Ebu Cehil vs. sonları ne oldu bir düşünün. Kafaları dokuz aylık olan zalimlerin; Allah'ın arzında Allah'a kafa tutmaları onların sonunun geldiğinin habercisidir. Bekleyin görün...

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste... Selam ve dua ile.

ZALİMİN ZULMÜNÜN ARTMASI SONUNUN HABERCİSİDİR!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.