Hemen söylemek gerekirse, Kur'an ayetlerinden; Kur'an-ı kabul etmeyenler, onun ihtiva ettiği hükümleri inkar edenler rahatsız olur.
Peki, o zaman Kur'an ayetlerinden rahatsız olanların, cenazeleri neden camilere getirilip, üzerlerinde namaz kılınıp ve müslüman mezarlığına def ediliyor? Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekrise, sizce de burada bir çelişki yok mudur?
Kabul etmediği bir dinin, kurallarına göre gömülmek ne anlama geliyor? Dikey olarak uğramadıkları yere, neden yatay bir şeklide getiriliyor/getiriliyorlar? Adam ömrü boyunca, İslam'la, Kur'an'la, ezanla, Allah'ın şeriatiyle uğraşmış durmuş; öldüğünde, cenazesi ayet yazılı yeşil örtülü tabutla neden Müslümanların mabedine getiriliyor?
Galiba bu garabet, sadece ülkemize has bir uygulama, kimse kırılmasın (!) diye. Hani özgürlükler ülkesiyiz ya (!)
Ne özgürlüğü kardeşim? Özgürlük demişken, aklıma bir kaç gün önce; NATO zirvası için, sadece birer pankart açıp NATO'ya hayır dedikleri için; evleri basılan Müslümanların içeri tıkılması geliverdi... Kadın Erkek fark etmeksizin, göz altılar yapıldı. Peki, bir insanın; halkının %99 u Müslüman olan kendi ülkesinde, böyle nahoş muamelere maruz kalıp parya durumuna düşmesi neyin nesidir Allah aşkına? Elleri kanlı katillerin rahatsız olmaması için, Müslümanlara eziyet etmek reva mıdır? Bunun hesabını Allah'a nasıl vereceksiniz?
Hatırladığım kadarıyla, son bir asırdan beri; şehidlerin kanıyla sulanmış olan ülkemde; Kur'an'dan her hangi bir ayetin hükmü (ahkam ayetleri özellikle) okunduğunda veya hükmüne davet edildiğinde; beyinleri şişen, kafalarının sigortası atan Kur'an karşıtlarının, hemen avazları çıktığı kadar vaveyla kopardıllarını görüyoruz. Peki, kimdir bunlar? Ülkenin gerçek sahipleri mi, yoksa insanların huzurunu kaçırmaya memur edilmiş bir zümre, gruh mu?
Geçtiğimiz günlerde, şöyle bir olay yaşandı. Aslında olay demek ne kadar doğru bilmiyorum ama; hakkı haykıranların hep susturulmaya çalışışdığını görüyoruz ve biliyoruz.
"EN ÇOK BAŞÖRTÜLÜ ABLALARIMIN ALKIŞI CANIMI YAKTI"
Yeditepe Üniversitesi mezuniyet töreninde ayet yazılı pankartı (Hud suresi 112) engellenmek istenen Mustafa Malo, yaşananları A Haber'e şöyle anlattı:
— "Hiçbir insandan bir beklenti içinde yapmadım bunu. Sadece karşılığını Allah'tan bekleyerek yapmak istediğim bir davranıştı"
— "Yapılanlara tebessümle karşılık verdim. Tebessüm sanırım onları biraz daha rahatsız etti. Bir Müslümana yakışır bir şekilde orada tebessümle karşılık vermem gerektiğini düşünüyordum" Devam ediyor Mustafa, orada en çok canımı yakan; pankartımın önünü kapatanlara eşlik eden başları örtülü ablalarımdı diyor!
Mustafa protesto edilmesine rağmen, islami edebini muhafaza edip yine de ablalarım tabirini kullanıyor.
Mustafa'nın açtığı pankartta ne mi yazılıydı?
Hud suresi, 112 nci ayeti kerime.
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!
Bu bir ahkam ve hukuk ayetidir. Hukuk mezunu olmakla iftihar ettikleri halde; bu ayetin hükmüyle/adaletle hükmetmeyenlerin; bu ayetin mesajından canlarının çok sıkıldığı açıkça ortadadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Beni Hûd Suresi ve kardeşleri ihtiyarlattı" diyerek Hûd Suresi'ni ve benzeri dehşetli ayetler içeren sureleri işaret etmiştir. Bu surelerin içerdiği ağır ilahi sorumluluklar ve özellikle Hûd Suresi 112. ayetteki "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" emrinin ağırlığı kendisini çok etkilemiştir.
Hûd Suresi'nin yanı sıra kaynaklarda Vâkıa, Mürselât, Nebe (Amme) ve Tekvîr surelerinin de kendisini yaşlandırdığı rivayet edilmektedir.
İhtiyarlatan Sebep nedir? Ayetlerdeki şiddetli uyarılar, kıyamet tasvirleri ve ümmetinin durumu karşısındaki derin tefekkür ve sorumluluk bilincidir.
(Hûd Suresi Tefsirine bkz)
Rivayete göre Resûlullah kendisine uygulanması bundan daha zor gelen bir âyet inmediğine işaret etmek üzere, “Hûd sûresi ve kardeşleri beni ihtiyarlattı”...
Ebu Bekir (ra)'e, Hz. Peygamber (sav), "Beni, Hud, Vâkıa, Mürselât, Amme yetesâelûn ve İzeş-şemsu kuvviret sûreleri ihtiyarlattı" cevabını vermiştir.
Hud Suresi'nde 'Muhammed emrolunduğun gibi dosdoğru ol” denildi. Hz. Muhammed efendimizin siyah saçlarını bu ayet beyazlattı.
Tarih boyunca, inkarcıların taktik ve hakka karşı olan düşmanca duruşları/tavırları hiç mi hiç değişmedi. Dün Mekke'li müşriklerin, Efendimize ve iman edenlere karşı sergiledikleri tavırları ne idiyse; bu gün de modernist, laikperest, illegal düşünce hamilerinin sergiledikleri aynıdır. Hakkın ve hakkı savunanların sesini kısmak veya kesmek... Bakınız Mekke'li müşriklerin Kur'an okunduğunda yaptıklarını Kur'ân-ı Kerim bize nasıl hatırlatıyor:
İnkâr edenler dediler ki: 'Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak (galip gelmek) için o okunurken yaygara koparın/gürültü çıkarın.'" Fussilet/26
Mekkeliler, Hz. Muhammed'in okuduğu Kur'an ayetlerinin insanların kalbini ve aklını çeldiğini düşünerek bu durumu kendi otoriteleri için bir tehdit olarak görmüşlerdi. Ayette belirtildiği üzere, Kur'an okunurken ıslık çalıp bağırarak, şiirler okuyarak ya da ellerini çırparak büyük bir gürültü çıkarıyorlar, böylece okunan ayetlerin başkaları tarafından duyulmasını ve anlaşılmasını engellemeye çalışıyorlardı.
Hz. Peygamber, âyetler kendisine geldikçe bunları çoğunlukla Kâbe çevresinde yüksek sesle insanlara okur, inanan ve inanmayan herkes onu dinlerdi (ilgili ayetlerin tefsiri İbn Atıyye)
Zira onlar, mânasının ve sözlerinin mükemmel olduğunu biliyorlardı; onu işiten herkes, lafızlarının güzelliğini farkediyor, anlamlarını kavrıyorlardı; benzersizlik, doğruluk ve tutarlılığına aklıyla hükmediyorlardı. Bu yüzden toplumsal konumlarını kaybedeceklerinden korkan Mekke’nin ileri gelenleri, nüfuzları altındaki insanların âyetleri dinlemelerini önlemek için tedbirler düşündüler.
Sonuçta adamlarından, Hz. Peygamber âyetleri okurken yüksek sesle şiirler okuyarak, ıslık çalıp el çırparak, anlamlı anlamsız sözler söyleyerek gürültü çıkarmalarını, yaygara koparmalarını ve böylece Resûlullah’ın sesini bastırarak okuduğu âyetlerin anlaşılmasını önlemelerini istemişlerdir.
(Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 704)
Son söz: Şimdi bu anlatılanlarla, geçen günlerde Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde; (9 Temmuz 2026) aynı okuldan hukukçu olarak mezun olmuş Mustafa Malı isimli Müslüman gencin; açmış olduğu pankartta: "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" (Hud suresi 112) ayet mealini görüp şaşkına dönen ve pankartının önünü kapatmakla kalmayıp alkış ve ıslıklarla protesto edenler arasında her hangi bir fark var mıdır yok mudur? Bu gerçeği siz kıymetli okurların insafına, vicdanına ve inancına bırakıyorum.
Vesselam.