Yıllar önce doğu Anadolu bölgesinden, Şanlıurfa'ya koyun tüccarlığı münasebetiyle gelen biri şöyle bir olay anlatmıştı: Yaşadığımız köyde veya yakınımızda olan bir köyde hali vakti yerinde olan bir ailenin genç çocuğu öldürülür. Öldürülenin ailesi, bunu devletten bilir ve bir küçüğü olan kardeşi, illaki abimin intikamını alacağım diye gidip illegal bir örgüte katılır...
Günler sonra, örgütten sözü geçenlerden biri abisi öldürülen gence yanaşır ve şöyle der: Sen filan Ağa'nın oğlu falanca değil misin?
Genç şaşkınlıkla evet der, ama ben seni tanıyamadım. Soran kişi, çocuğa bana iyi bak tanımalısın beni der, ama nafile çocuk hayır efendim sizi tanımadım der. Gelen adam, ben köyümüzde yıllarca imamlık yaptım... Çocuk biraz afalar, nasıl yani şaka mı? Sen kimsin falan der, korkmaya başlar ne alaka burda ne işin var falan filan derken; adam, der ki doğru duydun.
Köyünüzün, bir zamanların sakallı, şalvarlı ve cüppeli imamı bendim. Vazife icabı gelmiştim, vazifem bitti buraya geldim der. (Bu arada ehli iman olan tüm hocalarımız, alimlerimiz başımızın tacıdırlar onları tenzih ederiz)
Ne ki bu gibi tipler, her zaman Müslüman kılığına girip, bukalemunca ajanlık yapagelmiş hainlerdir...
Çocuğun kanı donar, dili tutulur adeta. Sonra Adam birazda kalenderlik edip; çocuğa bana bak seni geri köyüne göndereceğim. Çünkü burası senin yerin değil, yanlış adrese gelmişsin. Seni kandırmışlar falan diye çocuğu/genci ikna eder. Genç peki beni neden geri göndermek için yardım ediyorsun ki diye sorunca; adam, ben yıllarca senin babanın sofrasında yemek yedim, suyunu içtim. Yediğim yemeğe ekmeğe suya nankörlük edemem der. Ve gence beli bir yere kadar eşlik ettikten sonra; onu gönderip geri döner.
Şimdi aşağıda vereceğim tarihi olay ile üstte vermiş olduğum olay arasında o kadar benzerlik var ki; aralarında bir asır zaman olmazsa, aynı olayın farklı anlatımıdır der insan. Ama öyle değil. Zira, gerçek inançlarını gizleyip, Efendi takma isimlerle İslam coğrafyasında ajanlık yapan o kadar çok kişi olmuş ki akıllara zarar. Yakın tarihe isterseniz kısa bir yolculuk yapalım. Efendi diye tanınan/tanıtılan nicelerinin gerçek isimlerinin; Şimon, Moşe, İzak, Josef olduğunu göreceksiniz.
Galiba tarih 1917 li yıllar! (Kudüs'ün düşüşü) Ümmet cephelerinin bir bir düşüp dağıldığı ve Kudüs'ün elden çıktığı o canımızı yakan tarih...
Acıları çoğaltan ihanetlere bakın...
Yemende esir tutulan Osmanlı Müslüman askerlerin kampını İngiliz generali teftiş ederken; Türkçe konuşarak İçinizde Maraşlı olan var mı? Demiş.
Beş kişi el kaldırmış bunu gören general yaverine
“Bunları benim odama getir” diye talimat vermiş.
Odasına getirilen Maraşlı Türk askerlerine tek tek Maraş’ın neresindensin? Diye sormuş
....Biri demiş Afşin öteki demiş Albustan/Elbistan, diğeri Pazarcık derken
....biriside Maraş’ın içindenim demiş.
Bunu duyan general merakla __Maraş’ın hangi mahallesindesin? demiş oda
!!!“ Divanlı mahallesinden “ deyince; General
___Sen divanlı mahallesinde kimin oğlusun”
Oda:
__Katırcı bekirin oğluyum demiş
General hayretini gizlemeyerek
__ “Ya demek sen katırcı bekirin oğlusun öylemi?”
Oda evet deyince,
General:
__Biliyor musun sen bana çok yemek getirmiştin demiş...
Bizim esir asker dayanamayıp iyide sen kimsin ? deyince:
__Ben sizin mahalledeki caminin imamı “ Memmet efendiydim” demiş. (Yani o zaman Efendi olarak bilinen bu hain bir İngiliz ajanıymış)
Kıssadan hisse olarak, alıntıladığım bu tarihi olay ile alakalı bir arkadaş, şöyle bir yorum yapmış. Olur mu olmaz mı, takdir okuyucunundur...
Arkadaşın yorumu şöyledir buyurun:
Demem odurki;
İran genel kurmay başkanı ile birlikte tüm kuvvet komutanlarını adrese teslim imha eden İsrail
....İran’a gönderdiği Memmet efendiler sayesinde bu işi yaptığını anlamamak için gerizekalı olmak yeterlidir
Son yıllarda ülkemizde
“Memmet efendilerden” geçilmediğini anlamak içinde “Sağır” olmak yeterli olsa gerek diye düşünüyorum?
Kıymetli dostlar!
Geçmişi bilmeyenlerin, geleceği doğru okuyamayacakları kesindir... Müslüman; basiretli, temkinli, stratejist ve sabırlı olup; geçmişte ve hâli hazırda yaşanmış/yaşanan olay ve hadiselerden ders çıkarıp tehlikeye açılan gedikleri kapatandır...
Yukarıda ve ortada vermiş olduğumuz ve birbirine benzeyen bu iki hadise bize aslında; hainlerin bukalemun gibi aramızda her zaman dolaştıklarını göstermektedir. O zaman, saftirik olmamak lazım...
Müslüman, her türlü kör teslimiyetçilikten, İslam'a uymayan tüm oluşumlardan, delilsiz eylem ve söylemlerden de uzak durmalıdır. Günümüzde, bazı şartlatanların, hala İslam adına yapmış oldukları fecaatleri görünce; bir kısım sırlı eller tarafından bu yobazların, sahnede oynatıldıklarını daha iyi anlıyor insan.
Dün Şemsi efendi, Memmed efendi, Abdullah (Aduvellah) Efendi olanların, bu gün Şimon, İzak ve Moşe olduklarını; adil olan zaman tarafından tefsir ettiğine şahitlik ediyoruz. Pensilvanya, Mensilvanya, Kansilvanya, Hinsalvanya falan filan; tümü aynı kaynaktan beslenenlerdir... Dikkatlı olmak gerekir. Vesselam!